2017: Bilinmeyene Kendini Bırakmak

2016’nın son 1.5 ayı zor geçti. Kamboçya, özellikle Phnom Pehn iç açıcı bir bölge değil. Hele ruh haliniz biraz git gelliyse, evden çıktığınızda kaldırımları olmayan fare ve karafatma dolu sokaklarda yürümek zor. Hele hele “Digital Nomad” olmak epey zor, çantayı, laptop’u, cüzdanı, telefonu kaptırmadan yürümek sürekli alarm durumda olmayı gerektiriyor. Üstüne bir de her şey dolar ve döviz kuru tavan yapmışsa, ufak ufak detaylar gibi gözükse de tüm bunlar, zihninizde karanlık bulutlar şeklinde uçuşup sizi yorabiliyor.

Phnom Pehn’den Malezya’ya son Asya durağımıza geçiyoruz. İnatla odamın içinde tuvalet istemem kötü bi fikir halini almaya başladı diye düşünüyorum Kuala Lumpur’daki yeni odama girince. Yatak ve tuvalet arası yaşıyorum son 1 aydır. (10 günlük Bali balayım dışında, o ayrı postta 🙂 ) Zihnimin, hayallerimin, kafamın içinde kurguladığım şeylerin içinde yaşıyorum. Vücudum, zihnim kışı mı geçiriyor acaba?

Malezya’nın 32 derece sıcağında, sevdiklerimi karlar içinde izledikçe bende kışı mı yaşıyorum Asya’nın bir ucunda? Malezya’ya adım attığımda her şey değişecek demiştim. Yılbaşı gecesi hislerim garipti aslında. Aile ile geçirmeyeli uzun zaman olmasına rağmen, yüzlerini Facetime’da görmek beni hüzünlendirdi.

Yine de kafamı kaldırdım, olduğum yere baktım yılbaşı partisinde.

Bilinci bastırmak, biraz çılgınlık yapmak için barda saatlerce bekleyen bir dolu ergen. Kesinlikle bu kadar kalabalığa alışık olmayan ya da basitçe iyi servis sunmayı bilmeyen barmenler. Uzaklaştık hepsinden, havuz kenarına geldik. Mekan KL’in meşhur otellerinden birinin roof’u, aslında fena değil. 

Kafamı kaldırdım, gökyüzüne baktım.

Çok yüksekte olmamıza rağmen yıldızlardan eser yok, ucuz lazer gösterisi boyuyordu sadece karanlık gökyüzünü. Korkunç bir müzik, balon dolusu bir havuz. 2017’ye girerken manzaramız buydu.

Ev arkadaşımla göz göze geldik. Havuza atlayacağım dedim, emin misin dedi. Üstümde Bali’den aldığım ince elbise vardı, normalde İstanbul’da yılbaşında gecelik niyetine giyerdim ancak o elbiseyi. Havuza atlamak için çok uygundu. Evet dedim. Gece yarısı yaklaştıkça hazırlandık, İrlandalı arkadaşım yanıma geldi, elele tutuşup beraber atlayacaktık. Adele’e benzetiyorum hep onu, kişiliği ve kulağı sağır eden kahkahası ile her olduğu alanı neşeyle dolduran bir kızdı.

00:00

Gözümü kapadım, bu sene için ilk defa hiç bir hayal kurmamıştım. Önümde ne var bilmiyorum. Planlanmış bir seyahat programı mevcut, ama çıkarabilecek miyim Allah biliyor. Ne işim, ne eşim var. Bankadaki param suyunu çekmek üzere. Hayata dair ne yapmak istediğim konusunda ilk defa hayalsizim. Çünkü en büyük hayalimi yaşıyorum. Belki de tek hayalim.

Yoldayım. Hareket halindeyim. Seyahat ediyorum.

Her ay farklı zaman dilimine geçiyorum. Etrafımdaki her şey sürekli değişiyor, uyuduğum yataklar, yemek pişirdiğim mutfaklar. Lokal kültür, para birimi. Durmayan değişime adaptasyon göstermem gerekiyor. Gruptan bir arkadaşıma, artık kendi tuvaletime sıçmak istiyorum, evimdeki tuvaletimi özledim diyorum, 8.ayda arkadaşlığımız çoktan boka sarıyor. Ama yine de her yeni eve geçtiğimiz de özenle valizimi açıyor ve eşyalarımı en sevdiğim şarkıları mırıldanarak yerleştiriyorum.

Değişime uyum gösterme becerim beni yorsa da ciddi gelişmiş ve hızlanmış vaziyette. Önüm belirsiz. Arkam hatıra dolu.

Düzenli çalışmadığım için doğru düzgün zaman algımda yok. Farkediyorum ki, iş hayatı zamanı uyuşturan, çabuk geçmesini sağlayan belki de bu dünya için iyi bir araç. Bir yandan da bu zamanın belirsizliği, ayların günlerin, saatlerin önemli olmaması hoşuma gidiyor. Büyük ve tek bir zaman diliminin içindeyim sanki. Tüm bunları arkamda bırakarak kendimi havuzun içine atıyorum tam 00:00 da. Yola çıktığımdan beri en iyi yaptığım şey, kendimi bilinmeyene, yeniye koşulsuzca bırakma.

Sonrası sadece kahkaha ve mutluluk. Geçirdiğim en güzel yılbaşı gecelerinden biri.

Mutlu seneler!

0 Comments
Previous Post
Next Post