Frekans

Anneanne evinde halıya diz çöküp eski radyosuyla nasıl oynadığımı hatırladım. İnternette okuduğum kötü bir hikayenin, nasıl bir anda tüm bedenimi sarıp, sanki hikayenin benim başıma geldiğini sandığımda…

Hikaye aslında bir çok kadının başına gelmiş bir olay, ama usta ve bir o kadar da dramaya düşkün gözüken bir yazar tarafından anlatıldığı için, okuyucuya geçen duygu biraz abartılı, ama oldukça da gerçekçi. E biraz da empatsanız, hikayenin tüm dramatik dalgasına kapılıp içinizde hissetmeniz zor değil.

Huzur dolu bir yazlık evinin içinde, keyif yaparken birden nasıl tüm bedenimin duygu kasırgasından geçtiğini farkedince, birden aklıma “frekans” kelimesi geldi. Anneannemin evindeki radyosunun frekans ayarı ile oynarken, o yuvarlak koca daireyi, çevirirken çıkan cızırtı ve sesler arasından istediğimi, bana iyi geleni, nasıl seçtiğimi hatırladım.

 

“Kendini hangi frekansa ayarlarsan onu deneyimlersin. Seçtiğin frekans, gerçekliğin olur”

 

dedi içim. Uzun zamandır sessiz olan, iç sesim.

Bitmek bilmeyen evreni ve içindeki yerimi anlama sevdama küçük bir hatırlatma olmuştu. Seçtiğim frekanslarla var oluyorum. Muhtemelen cılız bir titreşimim koca evrende, ama kendimi doğru frekansa uyumladığımda etkim yüksek oluyor, bunu biliyorum.

Midemde yazının verdiği rahatsızlık, korku, endişe duygusu alev alev yana dursun ben artık bunla baş etmeyi biliyorum, dedim.

Ayağa kalktım, ve huzur dolu evden çıktım. Hareket etmeye, hatta yüzmeye geldim.

Yani.. aslında…

 

Frekansımı değiştirdim.

 

Radyo dalgaları gibiyiz. Frekansımız 107.4 drama fm’de kalmak istiyorsa, 88.8 sonsuzluk frekansına geçmeyi seçene kadar, 7/24 drama yaşayabiliriz. Buna ister yer değiştirmek deyin, ister sahne değiştirmek, ben frekans olarak algılıyorum.

İleri de unutursam diye de, not düşüyorum buraya.

 

Selen, her ne ise, şu an sana bu yazıyı tekrar okutan

 

Frekansını değiştir.

0 Comments
Previous Post